Kaygı bulaşıcıdır, önce çocuklara geçer

Korona virüs sebebiyle herkeste korku mevcut olduğunu ve çocukların bu durumdan çok etkilendiği ifade eden Psikiyatrist Doç. Dr. Sevcan Karakoç Demirkaya, “Çocuklar ebeveynlerini gözlemleyerek öğrenirler. Biz hiç bir şey anlatmasak da bizim davranışlarımızı görür ve gözlerimizden korkumuzu okurlar. Kaygı da bulaşıcıdır, önce çocuklara geçer” dedi.

Kaygı bulaşıcıdır, önce çocuklara geçer

17 Mart 2020 Salı

Doğru olan saklamak değil, çocuğa anlat olduğunu belirten Demirkaya, “Zaten okula gidenler okullarının tatil olmasının sebebini biliyorlar.
 
Bu nedenle merak ettikleri sorulardan kaçınmadan, yalanlamadan ve çocuğun gelişim seviyesine uygun cevaplamamız gerekir. En yakınında olan ve en çok güvendikleri kişiler ebeveynleridir. 
 
Anne ve babasından gelen tutarsızlık ve endişeli yaklaşımlar çocuktaki güven duygusunu zedeleyebilir. Bu nedenle açık, güvenilir, gerçekçi ve net olmak gerekir. Ancak bazen fazla detay içeren bilgileri paylaşmak çocuk için bir yük olabilir. 
 
Öncelikle ebeveynler olarak kendi duygularımızı ve düşüncelerimizi kontrol etmeliyiz. Çocuklar, ebeveynlerini gözlemleyerek öğrenirler.
 
Biz hiç bir şey anlatmasak da çocuklar bizim davranışlarımızı görür ve gözlerimizden korkumuzu okurlar. Kaygı da bulaşıcıdır, önce çocuklara geçer” ifadelerini kullandı.
 

“Endişe davranışları şekillendirir”

Bebekli ve küçük çocuklu ailelerde, annenin yaşadığı yoğun kaygının istemeden de olsa bebeğe geçeceğine vurgu yapan İstanbul Gelişim Üniversitesi’nden Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Doç. Dr. Sevcan Karakoç Demirkaya, “Annenin salgına dair anlayışı ve endişesi davranışlarını şekillendirir. Annenin bebeği tutuşu, sarılışı ve ona bakışı bile değişebilir ve bu kaygılı, güvensiz tutumlar bağlanma ilişkilerini bozabilir.
 
Küçük çocuklar artık yürüyüp daha özgür hareket edebildikleri bir dönemdeyken sokağa az çıkılmaya başlanması onların park diye tutturup ağlamalarına ve bu dönemde görülebilen inatlaşma nöbetlerinin artışına sebep olabilir.
 
Yine bebek ve küçük çocukların ellerini ve nesneleri ağızlarına götürmesi sık görülür. Bu durumlarda bakıcının serinkanlı davranması, ev temizliğine dikkat etmesi gerekir” dedi.
 

“Temkinli olmalıyız”

Her çocuğun yaşına göre hastalığı algılamasının farklı olduğuna değinen Demirkaya, “Hepimiz için zor olan bu süreçte ebeveyn olarak kaygılı duygu ve düşüncelerimizi denetleyebilmeli, sakin, serinkanlı ancak temkinli olmalıyız.
 
Kreş ve okulları tatil olsa da çocukların salgın öncesi gündelik rutinlerine devam edilmesi önemlidir. Hepimiz bu dönemin belirsiz de olsa geçici olduğunu bilmeliyiz.
 
Fiziksel önlemlerin yanında ruhsal iyi oluşumuzu da korumalıyız. 
 
Kendimiz ve çocuğumuzda uykuları kaçıran ve gündelik yaşayışı bozan endişe varsa; güvenliği bozmayan uzaktan psikolojik destek kanalları ile yardım da alabilirsiniz” diye konuştu.
 

Çocuklara ruhsal açıdan nasıl yaklaşılmalı

Çocuklara ruhsal açıdan nasıl yaklaşılması gerektiği konusunda açıklamalarda bulunan İstanbul Gelişim Üniversitesi’nden Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Doç. Dr. M. Kayhan Bahalı ise ebeveynleri, kriz durumlarında çocuklarıyla birlikte daha fazla zaman geçirmeleri noktasında uyararak, “Size yakın olmak onu rahatlatacaktır. 
 
Covid-19 ile ilişkili tehlikeli durumlar hakkında konuşmak istediğinde onu sabırla dinleyin. Kızmayın, susturmaya ya da konuyu değiştirmeye çalışmayın.
 
Gerçek bir tehlike ile karşı karşıya olunduğundan dolayı ‘korkulacak bir şey yok’ demeyin. İnandırıcı olmayacaktır. Pek çok kişinin korona virüs salgınından korktuğunu, korkunun normal bir duygu olduğunu belirtin” şeklinde konuştu.
 
Çocuklara tüm korku ve endişelerini dile getirmesi konusunda fırsat verilmesi gerektiğini ifade eden Bahalı, “Aklından geçen olabilecek en kötü senaryoyu söylemesini isteyin. Bunun gerçekten olabilme olasılığını birlikte değerlendirin. 
 
Cesaretlendirici sloganlar belirleyin. Kriz durumlarında çocuk için en önemli şeylerden biri kendi ve yakınlarının güvenliğidir. Bu nedenle onu ve kendinizi Covid-19’dan korumak için aldığınız güvenlik önlemlerini tek tek söyleyin.
 
Alınabilecek ek önlemleri çocuğunuzla birlikte belirleyin. Aileden birisi ya da kendisinin hastalanması durumunda bunun iyileşebilecek bir durum olduğunu ve tedavisi için elinizden gelenin en iyisini yapacağınızı söyleyin. 
 
Mümkün olduğu kadar korkuların onun günlük hayatını engellemesine izin vermeyin, aldığınız önlemlerle birlikte hayatına devam etmesi için onu destekleyin.
 
Tüm çabalarınıza rağmen kaygı, fobi ve endişelerin çocuğunuzun günlük yaşamına etkisinin önüne geçemiyorsanız bir çocuk psikiyatrisi uzmanına başvurun” diye konuştu.
 

“Çocukların psikolojik olarak korunması önemli”

Herkesin kaygıya kapılıp psikolojilerini bozmaktansa korunma yollarını eksiksiz uygulaması gerektiğine değinen İGÜ Mütevelli Heyeti Başkanı Abdulkadir Gayretli de, “Ebeveynlerin de çocuklara nasıl tedbirli olunacağını öğretmesi gerekiyor” dedi.
Gayretli, çocuklara temizlik açısından korunmayı öğretmek kadar onların psikolojik olarak korunmasının da aynı önemde olduğuna vurgu yaptı.


Sosyal Medyada Paylaş


İlgili Makaleler