Vücut kitle indeksinizi hesaplayın

Kanserin Psikolojik Yönü

Dünya Sağlık Örgütü sağlığı, yalnızca hastalık veya sakatlığın olmaması değil, fiziksel, sosyal ve psikolojik tam iyilik hali olarak tanımlamaktadır. Dolayısıyla sağlık veya hastalık, halk arasındaki yaygın inanışın aksine sadece bedensel, fiziksel yönü olan bir durum değildir.

Kanserin Psikolojik Yönü

26 Ocak 2021 Salı

Bununla birlikte, hastalık durumunda, insanın bedensel, psikolojik ve sosyal olarak değerlendirilmesi, hastalığın tanı ve elbette ki tedavi aşamasında oldukça önem taşımaktadır. Kanser, 21. yüzyılın en önemli sağlık sorunlarından biridir. Kanser hastalığı bedensel zorlukların yanı sıra, hastaların sosyal yaşamlarında ve üzerinde güçlü psikolojik etkileri olabilmekte, hastalığın seyri, tedaviye uyum ve tedaviye yanıtı etkileyebilmektedir.
 
Hastalığın gerek tanı aşamasında gerekse tedavi sürecinde hastanın benlik saygısında, bedeni ile ilgili algısında, sosyal yaşantısında, yaşam kalitesinde, yaşamının işleyişinde, aile ve çevresiyle ilişkilerinde, kişisel ve sosyal rollerinde değişiklik yaratabilmektedir.
 
Yaşamı tehdit eden bir hastalığa yakalanmış olmak bireylerin uyumunu olumsuz etkileyen bir faktör olarak psikolojik zorlanmaya sebep olabilmektedir. Çünkü günümüzde kanser halen umutsuzluk, dayanılmaz ağrılar, korku ve ölümle eş tutulmaktadır. Bununla birlikte tıbbi tanı ve tedavideki gelişmeler ve hastalığa yönelik bütüncül bakış açısı birçok olumsuzluğun önüne geçebilmektedir.
 
Kanser tedavisinde ekip anlayışı, hastaların her yönü ile değerlendirilmesi ve takibi ile amaçlanan tedaviye uyum ve yanıtını artırmaktır. Bu anlayışla, kanserin psikolojik yönü bu ekibin en önemli ayaklarından birini oluşturmaktadır. 
 

KANSER HASTALARININ YAŞAYABİLECEĞİ PSİKOLOJİK ETKİLER

Tanı Aşaması

İlk aşamada kaygı, korku duygularının yaşanması, üzüntünün ve ağlama nöbetlerinin olması, bir dereceye kadar doğal ve son derece insani tepkilerdir. “Benim başıma neden bu geldi”, “Çok üzüldüm, hassastım, ince düşünceliydim hep bundan oldu”, “Cezalandırılıyorum”, bu ve benzeri düşünceler çoğu zaman kişiyi duygusal olarak da olumsuz etkilemekte ve gerçeği tam olarak yansıtmamaktadır.
 
Birçok zaman düşünce şeklimiz, algılarımız ve nasıl hissedeceğimizi de etkilemektedir.
 

Umut Her Şeyin Başıdır

Hastalık tanısını kabul etmek her ne kadar çok zor olsa da, tıpta ve teknolojideki gelişmeler, daha önceleri imkânsız gibi görünen birçok şeyi çözüme kavuşturmuştur. Dolayısıyla, tedavi öncesinde ve sırasında, gereken her şeyin tedavi ekibi içinde yer alan, gerek hekim gerekse diğer sağlık personeli tarafından yapılacağını bilmek ve tedavinin işe yarayacağına, eski sağlığa kavuşulacağına yönelik “umudu korumak ve kaybetmemek” önemlidir. Çünkü önceden niceleri bunu başardı.
 

Tedavi Aşaması

Tedavi aşamasında dış görünüşe, tedavinin işe yarayıp yaramayacağı veya aileye yük olunacağına yönelik düşünceler olabilir; bu düşüncelerin yarattığı kaygı ve üzüntü, zaman zaman yılgınlık, isteksizlik ve öfke yaşatabilir. Bu süreçte, duygu ve düşünceleri saklamamak, bastırmamak, ayrıca tedaviyi bir süreç olarak görmek ve bu süreç sonunda sağlığa tekrar kavuşulacağına yönelik tutum ve inanç önemlidir.
 
Tedavi boyunca, gündelik hayatı ve hobileri hekimin izin verdiği ölçüde, mümkün olduğu kadar sürdürmeye gayret göstermek, işlevselliği etkilemekte ve tedavi boyunca “bir işe yaramadığına” ve “başkasına yük olacağına” yönelik olumsuz inancı yıkmaya yarayacaktır.
 

TEDAVİ SONRASI SÜREÇ

Tedaviden sonraki süreçte, kontrol aşamasında, özellikle kontrol günleri yaklaştıkça, “Hastalığım yeniden tekrarlar mı?”, “Eskisi gibi olabilecek miyim?” gibi düşünceler ve kaygı yaşanabilir. Ayrıca tedaviden sonraki süreçte, tedavi boyunca alınan duygusal ve sosyal desteğin, hayatın normale dönmesi ile beraber artık olmadığına, dolayısıyla yalnızlık, terk edilmişlik gibi hislere yol açabilir. 
 

Öneri

Tanı, tedavi aşaması ve tedavi sonrasında şunları dikkate alın:
 
• Asla yalnız değilsiniz! Aileniz, arkadaşlarınız ve tedavi ekibinin her zaman yanınızda olduğunu unutmayın.
 
• Belirsiz durumlar üzerinden varsayımlarda bulunmayın, ancak aklınıza takılanları hekiminize sormaktan çekinmeyin.
 
• Size keyif veren, gülümseten şeylerden asla vazgeçmeyin ve onları hep yanınızda bulundurun.
 
• Güçlü olmak demek duyguları bastırmak demek değildir. Duygularınızı, düşüncelerinizi, ihtiyaçlarınızı ifade edin.
 
• Gerektiğinde psikolojik destek almaktan çekinmeyin.
 
Psikolojik destek çoğu zaman bir ihtiyaçtır.
 
• Hastalığa yönelik gerçekçi ve iyimser bir bakış açısı tedaviye uyumunuzu ve tedavi yanıtınızı olumlu etkileyecektir.
 
• Hobilerinizi sürdürmeye ve gündelik hayata mümkün olduğu kadar karışmaya çalışın.
 
• Tedavi süresince aklınıza birtakım olumsuz düşünceler gelebilir, bu düşünceleri hekiminiz, psikoloğunuz veya aile bireyleri ile paylaşın. Çoğu zaman ilk aklınıza gelen düşünce gerçeği yansıtmamaktadır.
 
• Tedavi sonrasında, tedavi boyunca hissettiğiniz desteği, eskisi gibi olamadığına dair bir algı ve inancınız, buna eşlik eden yalnızlık hissiniz varsa, bunları aileniz ve yakınlarınızla paylaşın, onlardan beklediğiniz davranışları kısa ve net ifadelerle belirtin.
 
Uzm. Psk.
Hasan ARSLAN
Kent Sağlık Grubu
Uzman Psikolog
 
Not: Bu içerik sadece rehberlik amaçlı olup kişisel ihtiyaçlarınıza göre tasarlanmamıştır. İçerik, uzman tıbbi tavsiye yerine geçmez        


Sosyal Medyada Paylaş


İlgili Makaleler