İngiltere’de 40 yaş üstü otistik yetişkinlerin yüzde 90’ı neden tanı alamıyor?
İngiltere’de yayımlanan yeni bir araştırma, 40 yaş üstü otistik yetişkinlerin büyük çoğunluğunun neden teşhis edilemediğini açıklıyor. Bu durumun nedenleri ve ortaya çıkardığı ciddi sağlık riskleri nelerdir?

İngiltere’de yayımlanan yeni bir araştırma, toplumun göz ardı edilen bir kesimini gözler önüne seriyor: 40 yaş üstü otistik yetişkinlerin yaklaşık yüzde 90’ına otizm tanısı konulmamış durumda. Araştırmacılar, bu durumun fiziksel ve ruhsal sağlık sorunlarını, sosyal izolasyonu ve intihar düşüncesi risklerini artırarak yaşam beklentisini düşürdüğü konusunda uyararak, farkındalık ve hizmetler için acil yatırım çağrısında bulunuyor.
Otizmin Gizli Sağlık Riskleri ve Yaşam Kalitesi Üzerindeki Etkileri
Annual Review of Developmental Psychology dergisinde yayımlanan inceleme, orta yaşlı ve yaşlı otistik yetişkinlerin, genetik ve çevresel faktörlerin birleşimiyle tetiklenen daha yüksek sağlık sorunlarıyla karşılaştığını ortaya koydu. Bulgular, özellikle endişe verici sonuçlar içeriyor:
- Fiziksel Sağlık: Bu grupta bağışıklık ve kardiyovasküler hastalıklar, nörolojik bozukluklar ve gastrointestinal sorunlar daha yaygın görülüyor. Ayrıca Parkinson hastalığı, osteoporoz ve artrit gibi yaşlanmayla ilişkilendirilen hastalıklara yakalanma olasılıkları da daha yüksek.
- Ruhsal Sağlık: Anksiyete ve depresyon oranlarının yanı sıra, otistik özellikleri yüksek olan yaşlı yetişkinlerde intihar düşüncesi veya kendine zarar verme olasılığı altı kat daha fazla.
- Yaşam Beklentisi: İngiltere’de otistik bireylerin ortalama yaşam süresi 75 yıl iken, otistik olmayanlar için bu rakam 81 yıl. Ancak araştırmacılar, tanı konulamayan yüksek oran nedeniyle bu verilerin gerçeği tam yansıtmayabileceği konusunda uyarıyor.
Araştırmanın baş yazarı Dr. Gavin Stewart, “Bu durumun büyük bir kısmı dışsal zorluklardan kaynaklanıyor: damgalanma, eğitim ve istihdam önündeki engeller, sosyal izolasyon ve hatta fiziksel egzersize erişim zorlukları. Tüm bunlar hem ruhsal hem de fiziksel sağlığı kötüleştiren bir zincirleme etki yaratır,” diye ekliyor.
Neden Bu Kadar Çok Vakaya Tanı Konulamıyor?
Otizmin 1960’lı yıllara kadar resmi tanı kılavuzlarına dahil edilmemesi, bugünün yaşlı yetişkinlerinin çocukluk ve gençlik yıllarında göz ardı edilmesinin en önemli nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Otizmin yakın tarihte nispeten yeni bir teşhis olarak kabul edilmesi ve geçmişteki tanı kriterlerinin oldukça dar olması, birçok vakaya yanlış ya da eksik teşhis konulmasına neden oldu.
King’s College London’dan Dr. Stewart, otizm oranlarındaki keskin artışın da aslında daha iyi farkındalık ve daha geniş tanı kriterlerinden kaynaklandığını belirtiyor. Günümüzde 1998 ile 2018 arasında otizm teşhislerinde yüzde 787’lik bir artış görülmüş olsa da, bu durum otizmin daha iyi anlaşılmasıyla ilgili.
Daha İyi Bir Gelecek İçin Acil Destek Çağrısı
Araştırmacılar, otistik yetişkin nüfusa yönelik destek ve hizmetlere acilen daha fazla yatırım yapılması gerektiğini vurguluyor. 1980’den bu yana yapılan tüm otizm araştırmalarının sadece %0,4’ünün orta yaş veya daha ileri yaştaki kişilere odaklanması, bu alandaki bilgi boşluğunun ne kadar büyük olduğunu gösteriyor.
Dr. Stewart, “40 yaşın üzerindeki insanların yaklaşık yüzde 90’ına tanı konulmadığını düşünürsek, bu, ihtiyaç duydukları desteği alamayan devasa bir nüfus anlamına geliyor,” diyerek bu konunun aciliyetine dikkat çekiyor. Uzmanlar, hem farkındalığın artırılması hem de teşhis edilmemiş otistik kişilerin belirlenmesi için kapsamlı bir çalışmanın başlatılması çağrısında bulunuyor.